Mavi bir günaydın yolluyorum sabahına
Yüreğimin sıcaklığını da gününe...
Sending a blue ‘bonjour’ to your morning,
And the warmth of my heart to your day…
... Alt ve üst kadrolar birbirine karşı direnç göstererek unvanın
vermiş olduğu "güç" ile "Ben senin amirinin, benim dediğimi yapmak"
zorundasın sözleri bireysel çatışmalara dönüşmektedir. Dilin yanlış
kullanımı ve yaşanan iletişim problemi "unvanların güç savaşı" ile
çözülmeye çalışılır.
Dolayısıyla unvan gücünün BİREYİN KİŞİLİĞİ ile örtüşmesi son derece
önemlidir. Çünkü bireylere müdür, şef gibi yöneticilik "unvanları"
verilirken aynı zamanda "unvanların hegemonik gücü" de kendiliğinden
verilmiş oluyor. Mevcut unvanlar, güç simgesi olarak algılanıyor ve
unvan eşittir güç oluyor. O yüzden bir kişiye bir unvan verilirken,
biraz düşünülmeli. Bu unvanın gücü Hitler gibi ya bir milleti yok
edebilir ya da Atatürk'ün gibi bir ülkeyi yoktan var edebilir.
Şirkteki bir yönetici de, kendisine verilen unvanın gücü ile ya şirket
içindeki verimliliği artırabilir ya da azaltabilir.
Unvanlar, bir konuda yetki sahibi olabilme gücünü yanında getirse de
bir işin yapılabilmesi için "iletişim gücü" ve "bilgi gücü" "unvan
gücü"nün önüne geçmemelidir. Çünkü yönetici seviyesindeki kişiler o
işin yapılma talebinde bulunurken kendi "iletişim güçleri" sayesinde
çalışanların "bilgi gücü"nden faydalanarak o talebin yerine
getirmesini sağlayabilirler. Bir yöneticinin kendi unvanının gücünü
kontrollü yönetip yönetmemesi çok önemlidir.
... "bilgi gücü" kazandırırken iletişim problemi nedeniyle "unvanın
gücünü" kullanma tercihi, milyarlarca yatırım yapılan çalışanı bir
anda kaybetme riski ile karşı karşıya getirmektedir. Bu gerçekten çok
acı bir durum, iletişlim sorunlarını "unvanın gücü" ile bastırmaya
çalışarak kuruma vermiş olduğunuz maddi_manevi zarara biri dur demeli.
Ama kimse size taraf olmuyor, sorun hep bir üst güç olan diğer "unvan
gücü"ne sahip en üst yetkiliye kadar çıkıyor. O da kendi gücünü
kullanarak "iletişim gücü"nün gücüne inanmadan, sorunun özüne inmeden,
kısadan hisse ile "Sen çalışansın, amirine itaat etmek zorundasın"
sözleri ile insana yapılan trilyonluk yatırımları sokağa atmayı göze
alıyor.
Bu senaryo her ne kadar ürkütücü olsa da maalesef gerçek. O yüzden
şirketlerdeki_kurumlardaki güç dengeleri olan "bilgi gücü", "iletişim
gücü" ve "unvan gücü" tekrar gözden geçirmelidir.
GÜÇ DENGESİ DENGELENMELİ
Bugün şirketlere para kazandıran "iletişimin gücü" ve "bilginin
gücü"dür. İletişimin Gücü, alınan iletişim eğitimlerinde değil,
iletişimin özü olan dilin cümle yapısını doğru kullanmakta
yatmaktadır. Bilginin Gücü ise elde edilen bilgiyi işin doğru
yapılması için verilen mücadelededir. "İletişim Gücü"nü ve "Bilginin
Gücü"nü nerede konumlandırırsanız, rekabet edebilirlik gücü kendisini
orada geliştirecektir. İletişim ve bilgi gücü yüksek insan kaynağını
şirketlerde tutabilmelinin gücü "unvan savaş"larının önüne
geçebilmektir.
KENDİ DİLİ'ni doğru kullanmaktan uzaklaşarak iletişim problemi
yaşamaya başlayan ve bilgi gücünü kendisinde bulunduran İNSAN
KAYNAĞI'nı kolayca harcamayı göze alan "UNVAN GÜCÜ" bir şirketin
şirket kültürüne dönüşmeye başladığı an şirket kendi varlığını yok
etmeye mahkum kalır.
Sema ADALI, İnsan Kaynakları Danışmanı
__________
Ölçme ve değerlendirmenin yapılamadığı kurumlarda BİLGİNİN GÜCÜ
karşısında, yönetim gücü ve ünvan gücü vardır. Bu kurumlarda bilginin
gücü yitirilir..... Değer üretmek değil bireysel kazanımlar ön
alandadır...
Bu düşüncenin daha üst boyutu şunu der: "Bende daha çok silah var seni
ezerim, bende daha çok para var, seni sömürürüm" Binlerce yıldır
sağduyuyu, akıl yolunu bir türlü bulamayan insanlık, kendi eliyle
kendi mezarını kazmakta!.. . 21. yüzyıl gerçek bir cehenneme dönecek
gibi görünüyor... Anday'ın dediği doğru! 'gerçek insan' daha gelmedi,
'Biz insanın ceddiyiz: Gelecek mutlu insanın'...
KAYNAK: "ders BELGELİĞİ kapsama alanı" grubu
http://groups.google.com.tr/group/kapsamaalani